Orta Doğu’daki jeopolitik gerilim ve artan petrol fiyatları küresel piyasalarda satış baskısını artırırken, ABD tahvil faizleri rekor seviyelere ulaştı.
Orta Doğu’da yeniden tırmanan jeopolitik gerilim ve artan petrol fiyatları, küresel piyasalarda satış baskısını artırdı. ABD’de enflasyonun yavaşlamasına rağmen, Hürmüz Boğazı’ndaki arz endişeleri enerji fiyatlarını yükselterek tahvil faizlerinde artışa neden oldu.
Hükümetlerin mali durumlarına ilişkin endişeler ve ABD’deki yaklaşan ara seçimler, politik riskleri ve mali sorunları daha da belirginleştirdi. Bu gelişmeler, ABD 10 yıllık tahvil faizini Ocak 2025’ten bu yana en yüksek seviyeye, 30 yıllık tahvil faizini ise 2007’den bu yana en yüksek seviyeye taşıdı.
ABD Hazinesinin uzun vadeli tahvil geri alım operasyonlarının büyüklüğünü artırma kararı piyasalara kısa süreli bir rahatlama sağlasa da, endişeler tekrar satış baskısını artırdı. Fed Başkanı Kevin Warsh’un net açıklamalar yapmaması da tahvil piyasasındaki satış baskısını etkileyen faktörler arasında yer aldı. ABD’nin İran’a yönelik ekonomik yaptırım açıklamaları, jeopolitik risklerin ekonomik boyutunu derinleştirdi.
Teknoloji şirketlerine yönelik endişeler de küresel piyasalarda baskı unsuru oldu. ABD’nin toplam kamu borcunun ilk kez 40 trilyon doları aşması, Kovid-19 teşvikleri, artan faiz maliyetleri ve vergi indirimleri gibi faktörlerin bu artışta etkili olduğu belirtildi.
Haftayı dolar endeksi yüzde 0,9 azalışla 98,8 seviyesinden, altının onsu yüzde 5,2 artışla 4.603 dolardan tamamlarken, Brent petrolün varil fiyatı yüzde 6,6 artışla 94,4 seviyesine ulaştı.
ABD Merkez Bankası (Fed) Federal Açık Piyasa Komitesi’nin (FOMC) toplantı tutanakları, birçok yetkilinin enflasyon düşmezse para politikasının sıkılaştırılması gerektiği yönündeki görüşlerini ortaya koydu. Gelecek hafta düzenlenecek Jackson Hole Ekonomi Politikası Sempozyumu ve ABD’den gelecek büyüme ile istihdam verileri piyasaların yönünü belirleyecek.
ABD’li teknoloji şirketi Nvidia’nın gelecek haftaki bilançosu da piyasaların odağında olacak. New York borsası, tahvil piyasasına ilişkin endişelerle geçen haftayı negatif tamamladı. S&P 500 yüzde 1,43, Nasdaq yüzde 2,05 ve Dow Jones endeksi yüzde 0,85 düştü.
Avrupa borsalarında da jeopolitik belirsizlikler, yükselen enerji fiyatları ve artan enflasyonist baskılar nedeniyle İngiltere hariç negatif bir seyir izlendi. Almanya ve Fransa’da tahvil faizleri son yılların en yüksek seviyelerine ulaştı. Hollanda merkezli sanal doğal gaz ticaret noktası TTF’nin eylül vadeli kontratları mart ayından bu yana en yüksek seviyeyi gördü.
Avro Bölgesi ve İngiltere’de enflasyon beklentiler dahilinde gerçekleşse de Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) yüzde 2’lik hedefinin üzerinde seyretmeye devam etti. İngiltere’de kuraklık, gıda fiyatları açısından risk oluşturabilir. Bu gelişmelerle İngiltere’de FTSE 100 endeksi yükselirken, Fransa, İtalya ve Almanya borsaları geriledi.
Asya borsaları, tahvil piyasalarındaki riskler, jeopolitik belirsizlikler ve ekonomik aktiviteye ilişkin endişelerle satış ağırlıklı bir seyir izledi. Japonya’nın 10 yıllık tahvil faizi 1996’dan bu yana en yüksek seviyeyi görürken, Çin ekonomisinin temmuzda hız kaybettiği makroekonomik verilerle ortaya kondu. Japonya’da Nikkei 225, Güney Kore’de Kospi ve Çin’de Şanghay bileşik endeksi düşerken, Hong Kong’da Hang Seng endeksi yükseldi.
Yurt içinde Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi haftalık bazda yüzde 2,42’lik bir yükselişle 14.514,82 puandan kapandı. Dolar/TL ise haftayı yüzde 0,33’lük artışla 48,0400’dan tamamladı. Türkiye’de işsizlik oranı yılın ikinci çeyreğinde yüzde 7,9’a geriledi.
Reklam & İşbirliği : [email protected]