Topal Osman Giresun Kalesinde kesik başıyla birlikte gömüldü. Sonraki yıllarda M. Kemal’in yakın arkadaşı ve İstiklal Mahkemelerinin idamcı yargıcı Kılıç Ali, Giresun gezisi sırasında Topal Osman’ın bakımsız mezarını görünce üzüldü. Bunu M. Kemal’e anlatı ve M.Kemal’de 1925 de sırdaşı ve yakın dostu olan Osman Ağa hazretlerine bir anıt mezar yaptı. Derken yıllar sonra ise Topal Osman’ın bir de şehir merkezinde heykeli dikilmek istendi. Bu heykel çalışmalarını sizce kim yürütse iyi?
Önce Topal Osman Aga?
1884 yılında Giresun’da dünyaya geldi. “Topal Osman Rus Savaşlarına katılmış, bir bacağından yaralandı “Topal” lakabını oradan almıştı.
Savaş sonrası Giresun’a dönen Topal Osman, etrafına topladıgı kanun kacaklarıyla birlilkte “Laz Alayları” nı kurdu. Bölgedeki Rum ve Ermenilerin sürek avına çıktı. Karadeniz’de ki Rumların çoğu müslüman olmuş, ama ana dilleri olan Rumcayı hala konuşuyorlardı. Bunlar varlıklı ve meslek sahibi kimselerdi. Topal Osman ve Çetesi için Rumların ve Ermenilerin serveti iştah kabartıyordu. Böylece ister istemez Rumların katli vacip, malı-serveti ve kadınları ise helaldi. Topal Osman’da bunun gereklerini yapıyordu. Topal Osman aynı zamanda Teşkilatı Mahsusanın bir üyesi idi. Daha sonraları ise Giresun’a belediye başkanı bile olmuştu. Gerci, Vak’a nüvis, yani Resmi Tarih yazıcıları, Rumların da bölgede Türklere karşı saldırılarından bolca söz etseler de, bunun pekte abartılı oldugu kendi içinde hemen anlaşılmaktadır. Çünkü bölgede yok edilen, sürülen ve asimile edilen Rumlar ve Ermenilerdi.
Topal Osman’ın Rum Katliamları
“Falih Rıfkı’ya göre Topal Osman basılan her Türk evine karşı üç Rum evini basmak, mezarını kendine kazdırıp diri diri adam gömmek, vapur kazanlarında kömür yerine canlı adam yakmak gibi zulüm ve işkencelerle bölgeyi Rumlardan tamamen temizlemişti. Dr. Rıza Nur, Topal Osman’a “Rum köylerinde taş üstünde taş bırakma” demiş, o da “Öyle yapıyorum ama kiliseleri ve iyi binaları lazım olur diye saklıyorum” karşılığını vermişti. Rıza Nur’un “Onları da yık, hatta taşlarını uzaklara yolla, dağıt. Ne olur ne olmaz, bir daha burada kilise vardı diyemesinler’ demesi üzerine “Sahi öyle yapalım. Bu kadar akıl edemedim” diyecekti.“ (1)
Topal Osman Ve Cetesinin, özellikle varlıklı Rumları ve Ermenileri yakalayıp bagladıktan sonra torbalara koyup, denize attığı da bilinenler arasındadır. Bundan dır ki; Başta İngilizler olmak üzere Avrupa devletleri, Karadeniz’de Rumlara ve Ermenilere yapılan bu mezalimin durdurulmasını ve sorumlusu Topal Osman’ın cezalandırılmasını ivedikle İstanbul hükumetinden istiyordu. İstanbul Hükumeti de 1915 de ki gibi Ermeni Katliamı sorumlusu iken, birde Rum katliamı sorumlusu olmak istemiyordu. Bunun için Topal Osman’ı gıyaben yargılamış, idama mahkum etmiş her yerde aranıp, bulunmasını istiyordu. Ama Topal bulunamıyordu çünkü firardaydı...
M.Kemal Ve Topal Osman’ın İlk Antlaşması
M.Kemal; 9. Ordu müffetişi sıfatıyla 16 Mayıs 1919 da Padişah tarafından görevli olarak İstanbul’dan Samsun’a yollandı. Yapması gereken iş; Karadeniz de bulunan Rumları ve Ermenileri Türk Çetelerinden korumaktı. M. Kemal Paşa ve 21 arkadaşı, 19 Mayıs günü Samsun limanına çıktı. Meraklısına üçük bir not, çok ilginçtir; Tam 12 gün sonra, 28 Mayıs ta ise, İngilizlerin istegi ve baskısı üzerine; İstanbul da tutuklanan İttihat ve Terakki ileri gelenlerini, devlet adamlarını, Milletvekilleri, gazetecileri ve belli şahsiyetleri toplam 145 kişiyi yargılamak üzere Malta’ya sürgüne gönderdiler.
M. Kemal’in Samsun Serüveni
Tarih okumalarımıza göre M.Kemal eger 16 Mayıs ta İstanbul dan çıkmamış olsaydı, belki o da bu sürgünler içinde yer alacaktı. M.Kemal Samsun’a vardıktan hemen sonra Havza’ya geçti. İlk işi olarak da Topal Osman Ağa ile görüştü. Topal Osman o sırada Osmanlının Divan-i Harbi tarafından yargılanmıştı. Suç dosyası oldukça kabarıktı. Kurduğu çetesiyle yaptıgı Ermeni-Rum katliamlarının sorumlusuydu. İstanbul hükumetince, “idamı” onaylanmış, Olağanüstü Savaş Mahkemesi tarafından görüldügü yerde tutuklanması istenmişti. Topal Osman Ağa zorla oturdugu Giresun Belediye Başkanlığı koltugunu da bırakıp, Sıvas, Şebinkarahisar’a gizlendi. Aslında Topal Osman’ın kurduğu çetesi, cezaevlerinde firar edenler, çeşitli suçlardan arananlar ve asker kaçaklarından oluşuyordu.
M.Kemal Paşa ve Topal Osman Ağa Antlaşması
Proto (erken) Cumhuriyetinin kurucusu, Son Osmanlının 9. Ordu müfetişi M.Kemal Paşa, 29 Mayıs günü Topal Osman Ağa ile Pontus Rumlarının “halli” için gizlice Havza’da görüşüyordu. Bu aynı zamanda Proto Cumhuriyet ile Çete liderinin ilk antlaşması olarak tarihe geçecekti. Oysa Osmanlı Padişahı tarafından bizat Karadenizli Türk çetelerini ekarte etmesi için Samsun’a yollanmıştı. Ama M. Kemal Paşa, Padişahın tam zıttı, bir siyaset yürütüyor ve Topal Osman’la anlaşarak el sıkışıyordu. Yine çok ilginçtir ki; Bu tanışma aslında Topal Osaman Ağa’ya, daha sonraki yıllarda pahalıya mal olacaktı. Ama Topal bunu bilemezdi.
İkili Görüşmelerdeki Bazı Notlar
Bu karşılıklı görüşmede M. Kemal; “ ...Bundan sonra el ele çalışacağız. Pontuscuların karadeniz kıyılarında neler yaptıklarını birde erbebının ağzından dinleyelim dedik” derken, Topal Osman’ da bölgedeki Rum ve Ermenilerin yaptıklarını anlatır ve yine M. Kemal’den “...Görüyorumki vatansever duygular taşımaya gençliginde başlamışsın....Çeteni derme çatma bir kuvvet olmaktan çıkaracaksın. Sana genç ve atak subaylar verecegiz..Pontuscular hangi usülleri kullanıyorlarsa, siz de o usülleri çekinmeden kullanın...” (2) cevabını alır.
Bunun üzerine Topal Osman Ağa, M. Kemal Paşa’ya hitaben; “ ...Siz hiç merak etmeyin Paşam! Bu Pontus Rumlarına öyle bir tütsü verecegim ki, hepisi magaralarda eşek arısı gibi boğulacak” (3) diyecekti.
Bu “mağara” lardan içeriye verilen “tütsü” Ihsan Sabri Çağlayangil’in Dersim katliamı itiraflarında da vardı. Hep beraber bir daha hatırlayalımmı? “...Bunlar mağaralara iltica etmişlerdi. Ordu zhirli gaz kullandı. Mağaraların kapısı içerisinden, bunları fare gibi zehirledik. 7 den 70 e o Dersim’in Kürtlerini kestiler. Kanlı bir harekat oldu...” Demekki bu magara tütsü teknigini, Topal Osman taa o zamanlar, 1919-20 lerde bulmuştu.
Topal Osman’ın Suçları Afoldu
Topal Osman’ın M.Kemal’den bir tek istegi vardı ve bu istek; M. Kemal’in “özel ricasıyla” 8 Temmuz 1919 da Padişah Vahdettin’e, Topal Osman hakkındaki verilen “tutuklama” ve “idam “ kararını kaldırttı. Topal Osman ve çetesinin önü açıldı. M. Kemal, Topal Osman’a tekrar belediye reisligini elde etmesini salık verirken, T. Osman Ağa ise ; o işin çocuk oyuncağı oldugunu vurguluyor ve hemen ilk iş tekrar zorla Belediye’ye reis oluyordu. Karadeniz havalisindeki Pontus Rumlarına elinden gelen her şeyi layıkıyla yapmaya devam etti. Bu arada ailesi ve yakın çevresi de olabildigine zenginleşiyordu.
M. Kemal ve Topal Osman İlişkisi
Topal Osman, Mustafa Kemal’e hep saygıyla “Paşam” derken, M. Kemal’de ona “Osman Ağa” derdi. Osman Ağa’ya sonsuz bir güven içindeydi. Bu sayede; Karadeniz’de yapılan silahlı saldırılarla Rumlar ve Ermeniler ortadan kaldırılmış, sürülmüş, korkudan sindirilmişti. Artık Topal Osman bölgenin tek hakimiydi. Erzurum Kongresinde M. Kemal’e az da olsa muhalif olan çizgideki Karadenizli üyeler, korkularından sessizligi yegliyorlardı. Aynı şey Sıvas Kongresi Karadenizli üyeler için de geçerliydi. 1. Meclise de bölgeden seçtigi üyeleri yolluyordu.
Topal Osman Ankara’da
M. Kemal’in istegi üzerine Topal Osman, yakın adamlarıyla birlikte 12 Kasım 1920 de Ankara’ya varırken, arkasında da büyük bir silahlı güç bırakmıştı. Ankara’da ki görev belliydi. M. Kemal başta olmak üzere, Cankaya’yı ve Meclis’i koruma göreviyle oluşturulan, Muhafız Birliginin komutanı Topal Osman Ağa olacaktı.
Topal Osman Koçgiri Katliamında
İç isyanlar Ankara’yı oldukca tedirgin ediyordu. Bolu, Düzce, Sakarya, Konya derken ve nihayet Koçgiri Kürt Ayaklanması başlamıştı ki; Topal Osman’a bu alanda yine yol görünüyordu. Osman Ağa’nın yönetiminde hemen 42. ve 47. Alaylar kuruldu. Gönüllü Laz Birlikleri oluşturulup Mart 1921 de Koçgiri’ye hareket etti. Koçgiri’de de tıpkı Karadeniz de Rum ve Ermenilere yaptıklarını yapmaktan asla ve asla imtina etmiyordu. “ ...Ele geçirdikleri köylerde her çeşit zulüm ve melaneti yapmaya başlamışlardı. Masum Kürt çocukları bu canavarlar tarafından ateşe atılıp yakılıyor ve tüyler ürpeten manzaralar karşısında Laz alayları zevk ve çümbüş yapıyorlardı.” (4) diye tarihe not düşülmüştü.
Koçgirili Beko Ve Osman Ağa
“...Koçgirili Beko, Topal Osman çetesini Rafahiye’nin Kayadibi bölgesinde kuşatır. Ancak, Erzincan’dan gelen 11. Alay’a bağlı 2. Tabur’un dağ topları, Topal Osman ve çetesini kuartaracaktı. (25 Mart 1921) ” (5)
Ankara için, Koçgiri Kürt Halk İsyanı da Topal Osman’ın katkılarıyla böylece kanlı bir şekilde bastırılmış oldu.
Topal Osman kendisini iki cümleyle şöyle anlatıyordu;
“ ...Ben cahil bir adamım. Yalnız bir gayretim vardır; Türküm, Müslümanım. Evet Türkü, dini gavurlardan kurtarmak için çalışıyorum. Başımı bu yola koydum...“ (6) diye, yaptıklarını anlatacaktı.
Calal Bayar’ın Ağzında Topal Osman
Ağzında dökülen incilerle anlattıgı Topal Osman’ı överken Bayar; “…Koçkiri bence hepsinden mühimdir.
Esasen Yunanlılar’a karşı durmak için kuvvetimiz kafi değildi. Bunlar da ayrıca çıktı başımıza… Koçkiri’de bir ordu merkezi yapıldı. Onun kumandanlığına size önce bahsettiğim Nurettin Paşa’yı kumandan tayin ettiler. O başardı o işi. Sonra Giresun’dan 1200 kişi ile gelen Topal Osman –çok yakın dostumdur, cahil bir adamdı büyük gayretleri oldu.”(7)
Topal Osman’ın Dilinden Ovacık Kürtleri
19.02.1922 tarilli Vakit gazetesinden A. Emin Yalman, Topal Osman’la yaptıgı bir söyleşide, “...Refahiyede 2700 mevcutlu usat kuvetiyle müsademede bulunduk. Asiler bozuldular. İki ay zarfında ortalık tamamen teskin edildi. Koçgiri’de ki taburu alay haline koyduk. Bir taraftanda teşkilata devam ettik. Dersim’de Ovacık Kürtleri başkaldırınca bunların üzerine yürürdük.Derhal vaziyeti anladılar. Ve Koçgirir isyanının uğradıgı akibetten kurtulmak için Erzincan hükumetine dehalet ettiler...” derken, Nuri Dersimi ise “...Giresunlu Topal Osman Koçgiri’de yapmadığı melanet kalmadıgı yetmiyormuş gibi, kendisine bir kahraman süsü vererek avanesi olan Laz çeteleriyle Erzincan’ın kemah kaza merkezine gelerek ve Dersim2e sokularak bir çete muharebesi yapmak tasavvuruna kadar kendisinde bir varlık görmüştü. Dersim’den hemen bir kısım Kürt fedaileri gönderildi. Bir çok Laz efradı tepelendi. Topal Osman yaralı olarak Giresun mıntıkasına kaçtı.”(7)
Ali Şükrü Bey
1884 yılında Trabzon’da dünyaya geldi. Osmanlının son Meçlisi Mebusanında görev yaptı. Ankara’daki açılan 1. Meclis’te ise Trabzon Milletvekili olarak bulundu.
Meçlis’te M. Kemal’in liderlik yaptığı 1. Gruba karşı, muhalefetin temsil ettigi 2. Grubun Lideriydi. Meclisteki tüm görüşmelerde M. Kemal’in karşısına çıkıyordu. Bir keresinde ateşli tartışan bu iki Grup lideri burun buruna geldiler ve M. Kemal elini cebindeki silahına götürdü. Bütün bu olup biteni, Cankaya ve Meclis Muhafız Komutanı silahlı Topal Osman, Meclisteki özel locasında izlemekteydi.
Ali Şükrü Bey Cinayeti
Ali Şükrü Cinayeti ile ilgili bir çok anı kitapları mevcuttur. Ama en detaylı, sade bilgiyi ise Rıza Nur vermektedir.“ M. Kemal birgün Keçiören’de Ali Kılıç’ın bağına gitmiş.İçmişler. M. Kemal zil zurna sarhoş olmuş. Topal Osman’ın adamlarından olup maiyetinde bulunan muhafızlarından üç kişiyi çagırmış, emir vermiş “ şimdi gideceksiniz. Nerde ise Ali Şükrü’yü bulacaksınız. Öldürüp geleceksiniz.” Kılıç Ali ve diger avene yalvarmışlar ,” Sırası degil, bırak biz sonra yapalım. Böyle ap-aşikar olmaz” demişler.”(8) Ama emir verdigi muhafızlardan biri Ali Şükrü Beyin tanıdığı olduğu için bu konuşulanları gidip anlatır. Daha sonra M. Kemal, Topal Osman’la Cankaya’da birlikte bir akşam rakı içerlerken, sitemli bir edayla; sözü Ali Şükrü Bey’e getirir ve “ nedir senin bu hemşehrinden çektigim Osaman Ağa? ” diye dert yandığı çoğu anı kitaplarında yer almaktadır. Derken 26 Mart 1923 günü akşamı, Ali Şükrü Bey aniden ortadan kaybolur. Tam üç gün sonra 29 Mart’ta Cankaya yakınlarında, işkenceyle ve booynu telle sıkılmış ölü olarak bulundu. Meçlis karışır ve Topal Osman sırra kadem basar ortalıktan kaybolur. Çünkü 26 Mart akşamı bir kahvede otururken Ali Şükrü Bey’in yanına, Topal Osman’ın Muhafız Bölügü kumandanı Mustafa Kaptan gelir. Konuşup ve birlikte gittigini herkes görmüştü. “ Ali Şükrü’ye demiş. Aynı memleketli olduklarından birirbirilerini tanırlarmış. Kalkmiş beraber gitmişler. Ağanın evine gitmişler.” (9)