Dağ deyince çoğu Kürdün aklına direniş, savaş, ölüm, ağıt ve acı gelir. Bu duyguyu yaşmayan insan neredeyse yok gibi. Durum böyle olunca savaşın ne demek olduğunu ancak yaşayanlar ve mağdurları bilir.
Zira toplumsal, kişisel tarihimizde dağlar üzerine sayısız şarkı, ağıt, marş ve öykü var. Neredeyse çoğunun içinde kan ve hayıflanma var. Yeteri kadar sahip olduğumuz bu ağıtlara yenilerinin eklenmemesi gerekiyor. Doğrusu bu hepimizin ortak sorumluluğu. Toplumun geleceği adına yapılması ve itiraz edilmesi gereken noktalar var.
Var çünkü bu güne kadar Kürdün varlığını sorun olarak gören zihniyet yine iş başında; kan ve can istiyor.
Kürtlerin barış talebine karşılık, yeniden kanlı savaş senaryoları yazılıyor.
Oysa son bir yıldır savaş son bulacak, barış gelecek umudu çoğunluğun inancı ve umuduydu.
Ama olmadı. İnkâr zihniyeti devreye girdi asker kışlasından çıktı, tanklar yürüdü ve savaş uçakları yeniden bomba yüklü olarak havalandı. Havalanmakla kalamadılar ve dağlar taşmalar bombalanmaya başladı.
Bombaların çıkarttığı gürültü sadece bölgeyle sınırlı kalıyor. Parlamentoda ki anayasa tartışmaları arasında ki bağırışların, zafer alkışlarının, yenilgi protestolarının sesi çok daha fazla çıkıyor.
Oysa Kürt bölgesinde sadece dağlar bombalanmıyor. Orada insanlar ölüyor ve öldürülüyor. Yöneticiler ölümleri de, yaşanan savaşı da göremiyor demiyorum ama görmek istemiyor. Onlar görmek istemiyor ama Dersimli aydınlar görüyor, hissediyor ve yaşananların izleyicisi olmak istemiyorlar.
Yaşanan ölümlere, can alan savaşa sessiz kalmayan Dersimli aydınlar bir açıklama yaptılar. Newededersim Gazetesinin de manşete taşıdığı açıklama son derece önemli ve hayati.
5 Mayıs tarihinde İHD İstanbul Şubesi’nde açıklamayı okuyan sanatçı Ferhat Tunç önemli bir tespite bulunarak, ‘Yaşanan ölümlerin izleyicisi olmayacağız’ dedi ve ‘Operasyonlar durmasa dağlara çıkacağız’ diye ekledi.
Ferhat’ın Dersimliler ve insanlık adına kurduğu bu anahtar cümle hepimize yol gösteriyor.
Savaş isteyenlerin ülkeyi kan gölüne çevirmeleri, yıkıma neden olmalar ve halen bunu yapıyor olmalarının altında yatan en büyük neden karşılarında ciddi bir itirazın olmamasıydı.
Eğer savaşa karşı, ölümlere karşı toplumsal bir itiraz örgütlenirse, savaş isteyenlerin işi hiçte kolay olmayacak.
Yeniden başlayan savaşa karşı Dersimli aydınların açıklamasını doğru okumak lazım. Nefret ve öfke üzerinden yapılacak yorumlar ve tespitler işe yaramadığı gibi, geleceğimiz adına bir kazanımda sunmayacak.
Şakası yok. Net ifade etmek lazım; savaş yeniden başladı ve kan akıyor. Dağlarımız, ziyaretlerimiz ve atalarımızın mezarları bombalanıyor, gençler öldürülüyor. Yıllardır toplumu ölümlere alıştırmaya çalışanlara yüksek sesle dur demek lazım. Kürtler barış için ellerinden geleni yaptı ve yapıyorlar. Zira son on yılın açıklamaları ve atılan adımları güçlü bir veri sunuyor.
Ne var ki Kürtlerin talepleri yine ‘terör, güvenlik, hain, vatanın bölünmez bütünlüğü’ gibi geçerliliğini çoktan yitirmiş kavramlarla manipüle edilmek isteniyor. Ve elbette Kürtlere kaşı yürütülen bu haksız, hukuksuz saldırılara meşruiyet zemini oluşturuluyor.
Tamda burada Dersimli aydınların açıklaması ve itirazı daha da önem kazanıyor. Artık yalanla yaşamanın devri kapandı ve geride kaldı.
Gerçek şu.
Bu savaş sürdükçe biz ve onlar ayrımı daha keskin yaşanacak ve savaşı sürüp gidecek. Savaş isteyenler kendi ölülerine de, bizim ölülerimize sevinecekler.
Hakların geleceğini karartmaya devam edecekler.
O halde oyunu bozmak hepimizin elinde.
Bundan dolayı Dersimliler tarihi rollerini oynamalı. Son iki aydır Dersim’de operasyon ve barajlara karşı başlayan sivil itaatsizlik eylemleri sürüyor. Buna Dersimli aydınları yapacaklarını da eklediğimizde geriye şu kalıyor; savaşa karşı hepimizin yapması gerekenler var.
Savaş isteyenler dağları bombalamaya devam edeceler. Ama bu kanı, ölümleri durdurmak, savaşta çıkarı olmayan, vicdan sahibi insanların elinde. Dersim’de sivil itaatsizlik eylemcileri her hafta operasyonların yapıldığı dağlara tırmanıyor ve operasyonlar dursun diyor, Dersim sular altında kalmasın diyorlar. Buna karşılık Dersim’de kutsal ziyaretler, dağ taş bombalanıyor. Dersim’de bu çabanın sahibi insanları, Dersimli aydınları yalnız bırakmamalıyız. Onlarısın sesini ve sayısını çoğaltmak zorundayız. Barış için yapmak zorundayız...
Zira Munzur’da ki çiçekler hepimizin... Onların üstüne bomba düşmesin...